İnsan Modeli 7 - İradenin Yeri Eylem Değil Zemindir

0 yorumlar

İnsan bir işi sürdüremediğinde suçu neredeyse her zaman aynı yere koyar: iradesine. Oysa aynı adamı başka bir şehre, başka bir odaya, başka bir topluluğun içine koyduğunuzda, hiçbir yeni karar vermediği halde bambaşka bir insan çıkar ortaya. Aynı adam bir yerde sabah altıda kalkıp çalışır, birkaç ay sonra başka bir yerde öğlene kadar yatar. İkisi arasında bir irade çöküşü aramak, çorak tarlada tohumu suçlamaya benzer.

Bunu en net gösteren şey insanın kendine verdiği emirlerdir. "Erken kalkacağım" bir emir değil temennidir ve hemen hemen kimsede tutmaz. "Şu camide sabah namazını kılacağım" ise bir adrestir ve tutar. İkisi de aynı saati ister, aynı uykuyu böler. Tek fark, birincisinin insanın içinde, ikincisinin dışında bir yere tutunmasıdır. İçerideki emir her sabah yeniden verilmek zorundadır; dışarıdaki bir kere verilir, sonra insanı kendisi çağırır. Çünkü irade bir karakter özelliği değil, sarf edildikçe azalan sonlu bir kaynaktır. Evde ders çalışmaya karar veren adam gün boyunca bu kararı yüz kere yenilemek zorundadır ve doksan dokuzunda kazansa bile yüzüncüsünde kaybeder. Kütüphaneye giden adam tek bir karar vermiştir; içeri girdikten sonra çalışmak için değil, çalışmamak için karar vermesi gerekir. Zeminin marifeti insana güç vermek değil, gücü gereksiz kılmaktır.

Peki bu kadar açıkken insan neden hâlâ iradesini suçlar? Çünkü irade kendisinindir, zemin ise dışarıdadır. "Zayıf davrandım" demek acı verir ama insanı yine de hayatının yazarı olarak bırakır. "Bulunduğum yer beni böyle yaptı" demek ise çok daha ağırdır; kendi eserinin müellifi olmadığını, arzularının bile ona dışarıdan ödünç verildiğini kabul etmektir. İnsan bu yüzden iradesini suçlar. Suçlamak, sahipliği elde tutmanın bedelidir.

Bu tespit insanı iradesiz bırakmaz, yalnızca iradenin yerini değiştirir. İradenin asıl işi her sabah yeniden savaşmak değil, hangi zemine yerleşeceğine karar vermektir. Nitekim bu dinin ilk yapısal hamlesi daha çok nasihat ya da daha çok sabır değil, doğrudan bir yer değiştirmedir. Yüz kişiyi öldürdükten sonra tövbe yolu arayan adama söylenen de bir irade telkini olmamıştır: kendi beldenden çık, salihlerin bulunduğu şu beldeye git, bir daha dönme. Adama daha güçlü olması değil, başka bir yere gitmesi söylendi. O halde insanın kendine sorması gereken soru "neden yapamıyorum" değil, "nerede duruyorum" olmalıdır. Çevresinden bağımsız, kendi kendine yeten saf bir irade tasavvuru bir güç değil, bir gurur biçimidir. İnsan muhtaç yaratılmıştır; Allah onu sebeplerle donatmış, o sebeplerin en tesirlisini de içine düştüğü zeminde saklamıştır.

jakoup isaac

jakoup isaac

Yazılım ve sistem tasarımı ile uğraşıyor. Teorinin masada kalmayıp sahada eyleme ve berekete dönüşmesi, modern dünyada Müslüman bir kimlikle var olmanın pratik yolları üzerine odaklanıyor.