Klaus (2019) Film Tahlili

0 yorumlar
Klaus (2019) Film Tahlili

Hollywood’da eskiden beri bir sübliminal mesaj cereyanı var: Metin içi diyaloglarda yer yer sezdiğimiz, hikayede bazı kesitlerde bazı figürlerde duyumsadığımız bir olgu. Bazen Hollwood gayet fizikî diyebileceğimiz mesajlar da verir. Bu tür mesajlar Youtube’da “sübliminal mesaj” yazdığımızda çıkan, biraz daha yoruma yakın (bir başka bakımdan, yorumdan çok hakikate yakın) birtakım yerleştirmeler, tertiplerdir. Bu hususta kendimce sessiz kalmayı, bu tür mesajlardan ziyade daha bütüncül yerleştirmeleri (yani ilk bahsettiğim türü) dikkate alırdım.Bunlar sahnenin atmosferine katkıda bulunan bir ayrıntı olarak değerlendirilebilir. Ama bu son izlediğim Klaus filminde karşıma çıkan manzara gerçekten tüylerimi ürpertti: Fizikî mesajlar yer yer karşımıza çıkıyor, metin içi diyaloglarla bu içerik destekleniyor (ki bu ikisinin beraberliğne pek rastlayacağımızı sanmıyorum) ve dahası bu ikisinin birbirini doğruladığı noktadan itibaren yeni bir evre başlıyor: üst hâl evresi (benim uydurduğum bir tabir)

Film basit bir kurguyla başlıyor: Babası bir general olan aylak bir genç memleketlerinin uç noktasındaki bir adayaı postacı olarak gönderilir. Postacılık işlerini görürken ada halkından para toplayabilmek için bir teknik geliştirir: Çocuklara oyuncak hediye etmek. (kendisine bir mektup ve bir pul getiren çocuklara). Karakter önce çocuklara bu vaatte bulunup mektup ve pul topluyor, ardından kendi başına hobi olarak oyuncak yaptığını bildiği, yalnız yaşana bir ihtiyarın evine gidiyor ve ona bu durumunu açıklayıp kendisine yardım etmesini istiyor.

Filmin ortalarına doğru bazı sübliminal mesajlara denk geliyor olabiliriz: çocukların oyuncaklarla oynamasının engellenmesi, okula gönderilmemeleri, birbiriyle kavga eden kabileler vs. Bunlar kendi kanaatimce gösterime giren 2. Sınıf ülkelerde gençleri geleneksel yapıdan uzaklaştırabilecek tercihlerdir. Bazı medeniyetinin mutluluk/fazilet formulünü hatırlatıyor, ancan insan bu emperyalizm çağrışımına gidebiliyor.

Ama filmin ortalarında başlayan şu fizikî mesajlar gerçekten tüyler ürpertiyor: İhtiyarın gence bakmak üzereyken evine girdiği vakit bir perdenini ardından onu eski karısını hatırladığı bir kadın suretinde görmesi ve ardından perdenin arkasından gencin çıkması. Yine gencin gitgide ihityarı hayata bağlayan bir figüre dönmesi.

Bu noktada aklımıza şu soru geliyor: Acaba bu fizikî belirtilerin hakikaten karşılığı var mı? Şunu söylemek lazım ki birçok film için bu sorunun cevabı doğrulanamaz, bir nazariye olarak kalır. Fakat Klaus filminde filmin konusunda bir genç sayesinde sosyan hayata dönen ihtiyar ayrıntısının oluşu bu fizikî mesajlara farklı bir boyut ekliyor: Filmin kalan yarısında ikili sıkı fıkı dost olup hediye dağıtım işini ciddileştirirler (Bunun Santa Klaus’un abartılmadığı fakat az kutsallaştırıldığı bir film olduğunu ifade edelim). Genç bir yandan adada tanıştığı muallime kızla ilişkilerini ilerletir.

Klaus ihtiyar bir adamdan mı ibarettir? Hikayenin bütüncül mesajları bunlardır. Bütüne bakıldığında film, neredeyse belli sembollerle mesajını bize ulaştırmayıp, bu sembollerde hatıranan ma’nâ üzerine kurgusunu yapıyor. Bu bakımdan söz konusu eser, Türk yapımı Buğday’a (2019) benziyor. Buğday filminde belli semboller, maksat estetik olduğu için bunlar olumlu sübliminal mesajlardır, karşımıza çıkar: mühendis karakterin bindiği sandalık kırılması, bir çocuğun öldürülmesi vs. Film bu sembollerle Hz. Musa (aleyhisselam) kıssasına atıf yapar, ama sömbol, filmin sonunu getirmez, kurgu devam eder. Ara sıra karşılaştığımız “buğday” veya “karınca yuvası” gibi figürler yine estetik amaçla yerleştirilmiş, filmin kıssaya bağlanan kurgusunun dahilinde olmayan, uzak imajlardır. Türk yapımı Dilsiz filmi (tıpkı İran filmlerinde sık gördüğümüz gibi) bir sembolle biter, yönetmen bizi yeni bir boyutta dolaştırmaz. Klaus filmi de Buğday filmiyle aynı metodu, yani sembollerini doğrulayan yeni bir hâle geçme metodunu maddî kaygılarla sahneye taşır. Bu, kanaatimce estetik faydalarını ve zararlarını gördüğümüz bir metod