Midnight In Paris (2011) Üzerine
Bazı filmler bizde metafizik bir tat bırakır, çeşitli vesilelerle o tadı hatırlarız: Bir ya da birkaç karakter, iyi bir konsept, ton, tempo, belli mesajlar bu vesilelerdendir. Bu tat yönetmen sinemasından bağımsızdır. Kötü yönetmenin iyi filmi de olur ve insana tat verir. Bu durumu herhalde “kedi olalı bir fare tuttu” tabiri açıklar. Böyle yönetmenlerden biri de Woody Allen, bende metafizik tat bırakan filmi de Midnight in Paris oldu.

The Odyssey Film Analizi
Kader, hataların sebebi değil doğrulamasıdır. Filmde (destandan farklı olarak) başta başına buyruk bir kahraman olarak tanıtılan Odiseus, zamanla Tanrıların yasasına ve kadere direnmeyi değil kadere boyun eğmeyi ve ailesine dönmeyi seçer.

Sinema ve İstihbarat Üzerine
Asıl sorun dünyamızın maddi gelişimi değil, filmlerin bir tür istihbarat kurgusundan ziyade bir kamuoyu alıştırmasına dönmesi.
Görevimiz Tehlike Serisi Üzerine
Hepimiz bir kült film serisi olan Görevimiz Tehlike’yi duymuşuz, belki izlemişizdir.Seri, CIA içindeki bir özel timden (IMF) bahsediyor. Bu ekip, kendilerine verilen gönüllü ajanlıkları kabul edip belli maceralara atılıyor.

İDEAL, AD ASTRA
Batı insanı özünü hariçte arar -ifadeler soyut ama soyut bir meselenin mümkün mertebe basitleşmiş hali- ve kendi varoluşunun özünü haricinde arar ve kendini gerçekleştirmek artık arayış halini alır. 2020’nin Mart’ında izlediğim bu Ad Astra filminde sakin kafayla görüp anladıklarım bu arayışın etrafındaydı.

Bir Adam Yaratmak (2026) Film Tahlili
Edebiyat tarihinde belki Samipaşazade’nin “Küçük Şeyler”iyle başlayan bu küçük adam fikri çok kanonlaşamamış bir nazariyeyle değişiyor belki artık sinemaya da taşınıyor diyebiliriz.