Görevimiz Tehlike Serisi Üzerine

0 yorumlar
Görevimiz Tehlike Serisi Üzerine

Hepimiz bir kült film serisi olan Görevimiz Tehlike’yi duymuşuz, belki izlemişizdir. Bu seri, kahramanları, kötü adamları art arda devam eden bir polisiye serisi. Bu yazıda serinin son filmleriyle bağlanan sonunu, yapay zekayı irdeleyeyim: Seri, CIA içindeki bir özel timden (IMF) bahsediyor. Bu ekip, kendilerine verilen gönüllü ajanlıkları kabul edip belli maceralara atılıyor. Ethan (Tom Cruise), Luther ve Benji sürekli canlarını belli görevler için tehlikeye atıyor kısaca. Filmler birbirinden müstakil gibi dursa da 3. filminden 8. filme kadar belli bir hikayenin işlediğini anlayabiliyoruz: Bir yapay zeka şablonunun üretilip kontrolden çıkması. Film tabii ki de bu tartışmadan ibaret değil.

Serinin ilginç bir yanı tıpkı James Bond filmlerindeki gibi teknoloji yıldan yıla ilerledikçe yapımın güncellenmesi ve çehre değiştirmesi. Bu tür filmler teknolojik tartışmaları içerir: 300 terabaytlık bir bellek üretilip üretilemeyeceği, insanlığın geleceği, nükleer silah tehdidi, virüs.

Serinin ufak tefek işleyiş kusurları olsa da (6. filmde Ilsa ismindeki serbest ajanın eski patronunu öldürmeye çalışması, sonra aniden patronu koruyan IMF ile çalışmaya başlaması; 7. filmde polislerin Ethan’ı aniden bulabilmesi; dünyanın Ethan tarafından kurtarılması beklentisi vs) güncel bir meseleyi film diliyle tartışması dikkate değer.

 Artık verinin silahlaştığı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu fikir, Baudrillard’ın “simülasyon” teorisiyle, yani bizim bugün bir simülasyonda yaşadığımız, hayatımızın gerçekçi olmadığı teziyle örtüşüyor. Sinema, sosyal medyanın yönlendirmesiyle korku filmleri ve influencerlar çağına girdi, telefonlar organlaştı (sinema ve oyunlardaki cyborg fikri tesadüf değil), modern postmodern oldu. Görevimiz Tehlike’de Ethan’ın düşman olarak yapay zekayla mücadelesi bugün izleyici bulabiliyor.

7 ve 8. film fikir ağırlığı en yüksek, ancak irdelenmesi gereken filmler. Kötü güç olarak yapay zekanın sürümüyle sürekli hakikatin kaybolduğundan, (büyük bir) savaşın geleceğinden bahsediyor kahramanlar. Aslında filmlerin alt metinleri, yani hikayeler arasına yerleştirilen diyaloglar bize filmin kendisinden daha çok şey söylüyor. İzleyiciye Tarantino’nun Django’sunda hümanist, Taht Oyunları’nda nihilist mesajlar veren aynı Batı geleneğidir.

Aslında seri, Hristiyan arketipleri de içeriyor: 7. filmde yapay zeka (Entity) haç biçiminde bir anahtarla erişiliyor. Ethan, seri boyunca defalarca dünyayı kurtaran bir Mesih’i andırıyor adeta. Ancak filmde yapay zekanın insanları böldüğü fikri yanlıştır. İnsanlar bugün yapay zekayla birleştiriliyor, organize ediliyor, savaştırılıyor. Belki yapay zeka insandan, homo erectus’tan, daha az tehlikeli diyebiliriz çünkü yapay zeka insanı taklit ediyor.

Musa Kamil Ağra

Musa Kamil Ağra

2000'de Bursa'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi. Şimdi İstanbul Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor. İlgi alanları edebiyat, dil, sinema.