Oldurmak 1: Kaynak Yönetimi Yanılsaması
bizler az kaynağa sahip, her adımını hesaplayan, analitik zihinlerin kesişim noktasından geliyoruz. her eylemimizi mutlak bir doğruya yaslama, süreci baştan sona göremediğimiz yollara girmeme çabamız tam da buradan besleniyor. sıhhatimizi, vaktimizi ve kısıtlı nakdimizi korumak için, bilinmezliğin her türlüsüne karşı psikolojik bir ambargo uyguluyoruz.
fakat öyle ki, kaynaklarımızı koruduğunu sandığımız bu rasyonel duvarlar, aslında bizi hayata karşı yalıtan bir hapishaneye dönüşüyor.
bir işe başlamadan, bir insanla tanışmadan veya bir projeye girmeden önce tüm senaryoları aklımızda oynamaya çalışıyoruz. a noktasından z noktasına kadar giden o kusursuz ve pürüzsüz çizgiyi zihnimizde çizemediğimiz an, adım atmaktan vazgeçiyoruz. "henüz hazır değilim", "şartlar olgunlaşmadı" veya "bunun sonu belirsiz" diyerek, eylemsizliği bir erdem, bir basiretmiş gibi kendimize satıyoruz.
oysa en değerli kaynağımız olan potansiyelimiz, o güvenli duvarların içinde sessizce eriyor.
sürekli "doğru anı" beklemek bir strateji değil, korkunun rasyonelize edilmiş halidir. dışarıdaki dünya senin zihnindeki laboratuvar gibi çalışmaz. senaryoları sonsuza kadar simüle edebilirsin ama sahaya inmeden, o sürtünmeyi hissetmeden yazdığın hiçbir kod gerçek dünyada derlenmeyecek.