Seni Kardan Kıskanmak
Ucu keskin uçurumlara itiliyorum
Kabilenin elinde mızraklar var
Ve bu sokakta oturacak münasip bir yer yok
Kapı gıcırdıyor
Açıldı mı kapandı mı anlamadan ben
Kapıyı halı olarak görüyorum
Bana dokunmadan mızrakla itiyorlar
Mızrak batmadan düşüyorum ben
Uçmak, demek böyle bir şeymiş
Amma keskin uçurummuş
Çimenin altında buz gibi toprak
Onun altında boşluk var yalnız
Düşeceğim nokta kar, tipi, fırtına
Şehirlere yağdığında şükür
Kabile reisine rahmet
Bana gelince uyak
Sana yalnızca ıslanmak
İşte böyle bir şey
Seni kardan kıskanmak.
Havadaki son damlanın kulağına böyle fısıldadım
Yerde üst üste onlarca kapı
Hiç biri açık mı kapalı mı bilmeden ölmüş
Üstlerinde kar
Tahta için bu ıslaklık demek
Öylesine karınları tok ki
Tokmaklarını koparsalar canları yanmaz
Buz gibi toprağı pek bir sever bazıları
Bazılarıysa canlar arasına sıkışmış
Acıma şarkılarını söylüyorlar gülüşerek
Sesleri pek bi' titrek
Soğuktan olsa gerek dedim
Teşekkür ettim ve oradan ayrıldım