Pazar Yerinde Asabiyet 1 - Fikir Değiştirmenin Sosyal ve Psikolojik Maliyeti
İnsan zihnini, her fikrin ve arzunun birbiriyle sessizce rekabet ettiği canlı bir pazar yerine benzetebiliriz. Bu pazarda tezgahları dolduran inançlar ve hayat görüşleri, sadece rasyonel birer doğru oldukları için alıcı bulmaz. Asıl değerlerini fıtri sürücülerimize, yani en derin psikolojik ihtiyaçlarımıza vaat ettikleri tatmin ölçüsünde kazanırlar.
İnsan, eylemlerini salt mantık süzgecinden geçiren kusursuz bir rasyonalite makinesi değildir. Acıdan kaçma, aidiyet, statü ve güvenlik gibi fıtri dürtülerle hareket eder. Aklı ise sadece bu eylemlere sonradan meşru bir kılıf uydurur. Bu yüzden bir insanın uzun süredir inandığı bir ideolojiyi değiştirmesi, basit bir entelektüel güncelleme olamaz. Bu eylem, insanın hayatını üzerine kurduğu devasa bir sosyal ve psikolojik sermayeden tek kalemde feragat etme sürecidir.
İnsanın fıtratı gereği acıdan kaçtığı gerçeği, ideolojik dönüşümlerin önündeki en sarsılmaz barikattır. Bir insan, karşılaştığı yeni bir fikrin rasyonel olarak daha doğru olduğunu anlasa bile, o gerçeği kabul ettiği an eski kabilesini kaybedeceğini bilir. O kabilenin sunduğu güvenli konfor alanından kovulmak ve yıllarca sığındığı aydın olma illüzyonunu yitirmek katlanılması çok ağır bir bedeldir.
Zihin, bu dışlanma acısıyla karşılaşmamak ve bunca yıl yanılmışım hissinin yaratacağı yıkımdan kaçınmak için rasyonel olanı bilinçli bir körlükle reddeder. İnsanın ait olduğu grupta kalma ve onay görme arzusu, kalbinin ısındığı hakikatlerin önüne geçer. Dolayısıyla fikir değiştirmek, karşı tarafı soyut argümanlarla ikna etme meselesi değildir. Zihnimizdeki pazar yerinde fıtri sürücülerin dengesinin sarsılması ve göze alınan o acı maliyetinin değişmesi meselesidir.