Pazar Yerinde Asabiyet 3 - Kimlikten Niteliğe Geçiş ve İzzetin İnşası
Bir topluluk inşa ederken sadece kimlik temelli bir asabiyete dayanmak, uzun vadede o yapıyı kaçınılmaz bir niteliksizliğe mahkum eder. Sırf İslami bir etiket altında insanları topladığınızda, o zemin kısa sürede hayatta kendi başarı hikayesini yazamamış bireylerin sığınağına dönüşür. Psikolojik yetersizliklerini ve yaralı statü sürücülerini, ”Biz İslam’a aitiz” diyerek kolay yoldan örtbas etmeye çalışan bu kitle, topluluğun entelektüel ağırlığını hızla aşağı çeker.
Bu ucuz kimlikçilik, İslam’ın izzetini modern dünyada hakkıyla temsil etme idealini içten içe çürütür ve gerçek değer üreten insanları o alandan uzaklaştırır. Yapılması gereken en hayati hamle, odağı bir kimliğe sığınmaktan alıp liyakat, başarı ve ahlak eksenine; yani nitelik temelli bir asabiyete kaydırmaktır.
Merkezi başarı ve ahlak olarak belirlediğinizde, kendi özerkliğini koruyabilen, işini en iyi şekilde yapan ve izzet sahibi kaliteli Müslümanları doğal bir mıknatıs gibi kendinize çekersiniz. Üstelik bu liyakatli zemin, kalbi İslam’a ısınmış ama o uç kesimin linç kültüründen korkan gençler için bir mahalle baskısı kalkanına dönüşür. Onlara kendi değerleriyle, ezilmeden var olabilecekleri meşru ve güçlü bir alan açar.
Dahası, bu nitelikli yapıda ortak paydası dürüstlük ve iş ahlakı olan seküler insanları da dışlamamış, aksine onlarla son derece sağlıklı bir bağ kurmuş olursunuz. Onlara hem Müslümanların hakkını savunan hem de inancı ne olursa olsun hakkı yenen herkesin hakkını tıpkı bir Müslüman gibi koruyan sarsılmaz bir adalet terazisi sunduğunuzda, ortamdaki herkese ezber bozucu bir adalet şoku yaşatırsınız.
Modern dünyanın kalbinde, rasyonel kılıflara saklanmış kabile asabiyetlerini aşmanın, ezilmeden var olmanın ve fıtrata uygun, karşı konulamaz bir izzet üretmenin yegane yolu işte bu hakkaniyet nizamını kurmaktır.