Tekrar Senaryolar yahut Hollywood’un Tadının Kaçması

0 yorumlar
Tekrar Senaryolar yahut Hollywood’un Tadının Kaçması

Bilmem süperkahraman filmleri izlerken aynı kahramanın on yılda bir veya daha kısa sürede farklı oyuncuyla canlandırılması sizi sıkıyor mu? Peki ya tekrar tekrar sinemaya uyarlanan romanlar, anlatılar? Yahut sevdiğiniz bir film (Hannibal, Fargo) aynı senaryo genişletilerek izleyici çekmek için diziye uyarlandığında pofluyor musunuz? Belki de devam filmleri size yaratıcı gelmiyordur, Blade Runner, Star Wars veya Matrix’inkiler gibi... Yahut ne bileyim, sinemayı son zamanlarda takip ediyorsanız Harry Potter, Açlık Oyunları gibi film serilerinin tekrar çekilmesi de mi dikkatinizi çekmedi? Evet, bütün bunları birleştirdiğinizde Hollywood’taki üreticilik sorununu görebilirsiniz. Peki bu sorunun sebepleri neler? Belki meseleyi hem bize dokunan hem de sanatsal yönüyle açıklamalı.

Acaba yazarlar/yönetmenler/yapımcılar tembelliğe mi kaçıyor? Bu bir ihtimal. Bilhassa roman uyarlamalarında bu tembellik kendini gösteriyor. Hatta Guillermo Del Toro, Christopher Nolan gibi kendini ispatlamış yönetmenleri bu yolda görüyoruz.  Ancak orjinal hikayeler de bu gelenekten halen üretildiği, çeşitli ödüllerle mükafatlandırılma kategorisine sokulduğu için tembellik manzaranın bütününü açıklamıyor. Ayrıca devam filmlerinin sayıca çokluğundan Hollywood’un tekrara bile büyük bir cehdle düştüğü sonucu çıkıyor.

Yoksa sinemacılar kolaycılık mı yapıyor? Bu da tam tatmin edici bir açıklama değil. Bizimki gibi ekonomilerden para çekip iki kıta ötedeki prodüksiyonlara yüzbin dolarlar ödüyorlar söylentisi de etrafta dolaşıyor. Zaten yapım sayısı itibariyle bizden büyük bir ekonomileri (ve sinemaları) olduğunu kanıtlıyorlar.Dahası kolaycılık peşindeyseler de alıcı bulmaya hem ülke içinde hem uluslararası boyutta devam ediyorlar, dolayısıyla bu kolaycılığı umursamıyorlar olsa gerek.

Ya bütün mesele kısırlıksa? Hoş, bu ihtimal doğruysa Türkiye’de de devam filmleri çekilmeye başlandı (Adile Naşit’i tekrar sinemaya uyarlıyorlar şimdi). Yoksa modern sinema (veya toptan modern dünya sistemi) çöküyor veya çözülüyor mu diyeceğiz? Küçük bir hikayeden büyük neticelere varmak mümkün değil. Hem zaten parayla büyümüş bir sinema şimdilerde küresel ölçekte ekonominin kırılmasıyla hal değiştiriyor da denebilir.

 Belki de bizde ve Batı’da hem bir tembellik, hem bir kolaycılık, hem bir kısırlık var ama bu tespite varmadan önce bir itirafta bulunayım: Yeniden uyarlamalarla daha çok ilgi çeken filmler de var; Djangho Unchained, Dune gibi. Bunlar, mesela son James Bond serisinde gördüğüm gibi, başarılı olsalar da her zaman eski versiyonları kadar alıcı bulmuyor denebilir. Türkiye’de de mesela yeni gösterime girecek Necip Fazıl uyarlaması çok ses getirdi. Belki de Batı’da ve bizde sinema görünüşte bir kısır döngüye girdiyse de son tahlilde bu karmaşa bize yine güzellikler, verimler, hoş hayaller sunuyor.