Casino Royale (2006) Üzerine

0 yorumlar
Casino Royale (2006) Üzerine

Film serileri izleriz. James Bond filmlerinin son birkaçında ilgi çekici olansa, filmlerin farklı yönetmenler tarafından çekilse de benzer kaliteye ve atmosfere sahip olmasıdır. 5 filmin 4 yönetmeni var. Demek ki senaryo ve gelenek belirleyici. Belki Türk sinemasının da sahip olması gereken iki unsur. Türkiye’de bir aksiyon film geleneğimiz yok. Bourne’leri, Mission Impossible’ları izlemeye mecburuz.

Filmcilik, hele de aksiyon filmleri konu olunca, kanaatimce belli risklere atılmadan yapılamayacak bir iş. Aktörler belli yerlerini çekimlerde sakatlayabilir (Bu filmin ilk sahnesinin çekimi aylar sürmüş). Set inşası zahmetli. Oyuncu yönetimi zor. Hatta daha yazım merhalesinde belli klişelerden kaçınmak mecbur. Öyle bir an geliyor ki, aksiyon için, velev dijitalin yardımıyla olsun tarihî bir binayı çökertmeniz gerekebiliyor .

James Bond filmleri sadece aksiyonlu değil kanaatimce teknoloji kullanımı, psikoloji yönetimi, insan ilişkileri bakımlarından faydalıdır. Her James Bond filminde olduğu gibi ajanların ne tür teknolojilerden yardım aldığını Casino Royale filmi öğretiyor. Hatta James Bond filmleri hayatınızda yaşayabileceğiniz mübalağalı durumlara, krizlere dair fikir verebilir. Bu filmi izleyince her an zehirlenme ihtimalinize karşılık yanınızda bir şok ünitesi taşımanız gerektiğini, girdiğiniz her ortamca caka satmasını, peşinizde düşmanlarınız varken arabanızı nasıl süreceğinizi, işkence altında ruh durumunuzu nasıl yöneteceğinizi öğreneceksiniz.

James Bond filmlerinin bir iyi tarafı da, tanımadığınız bir dünyayla tanışmak. Ülkemizde ajan filmleri, polisiye romanları pek yapılmıyor. Mesela keşke MİT’e dair daha çok film/dizi yapılsa ve insanlar, az önce dokunduğum gibi, suç karşısında nasıl tavır alacaklarını bilseler. Bir röportajında Semih Kaplanoğlu bir programda Batı’da çok polisiye filmi izlediğini, kötücül bittiklerini söylüyordu. Bizim kültürümüz polisiyeye melekî bir kıvam kazandırmaya müsait.

James Bond’un yerli versiyonu olan tiplerin galiba hâlâ filmi/dizisi yapılamadı. Belki de Peyami Safa’yı sinema diline dökmeye hazır değiliz. Ayrıca sinemacılarımız, iyi edebiyata veya doğru dile yaslanmıyorlar. Zaten ülkemizde dil çalışmaları yavaş gidiyor. Dil ve tarih şuuru kazanabildik mi? İlla ki yerli kokması gerekmese de dili düzgün, bir sinema dili kurabilmiş polisiyeler bekliyoruz. Neredesin Cingöz Recai?

Son söz olarak, aksiyon filmlerinde kahraman çok arkasına bakmaz, polisiye filmlerinde ise daima arkasını kollar. Bu film iki türün birleşimi olduğu için düşünceli, bazen de mütereddit bir ana kahramanı okuyoruz film boyunca. Bu elbette filmin temposunu düşürmüyor ve izlemesi keyifli bir eser ortaya çıkartıyor. Ben şahsen polisiye filmlerini zihni çalıştırdığı için faydalı buluyorum. Gerçi karamsar polisiyeler çok ve Casino Royale bu bakımdan istisnai. Aksiyon filmleri ise yapısal hareketliliğine rağmen dinlenmek için izleniyor. James Bond’un bir farkı da şu: Yorucu bir aksiyon filmi değil. Bu bakımdan yakın zamanda çok izlenmiş olan John Wick’e alternatif olabilir.