Yozgat Blues (2013) Film Tahlili

0 yorumlar
Yozgat Blues (2013) Film Tahlili

“Yozgat Blues”, isminden de anlaşılabileceği üzere melodrama yakın bir müzikal veya depresif bir dram filmi. Filmin atmosferi bölünmüş bir aşkı anlattığı için ziyadesiyle depresif: İki erkek ve dolayısıyla iki iş (veya İslamî bir dille, iki kader) arasında kalan bir kadının, işbulucu erkeğin ve Yozgat’ın dramı. Tabii filmi düşününce akla ilk şu soru geliyor: Yozgat’da ne blues’ü olur?

Yozgat’ta iş arayan Yavuz, bir gazinoda kendisine ve sevgilisi Neşe’ye iş bulur. Gazino’ya uygun karanlık bir tonda ilerleyen filmde işini tutturmaya, sevgilisini elinden kaçırmamaya çalışır. Tabii, iki erkek arasında kalan kadın (alışıldık bir konu) süsüyle kendini satar ama en nihayetinde bir karar verecektir. Bu karar sürecinde ekip blues yapar ve Yozgat, bütün ihtişamıyla bu sahnededir.

Elbette Türk filmlerinde müzikal hiç görülmedik bir unsur değil: Metin Erksan filmleri bazen müzikle ilerler, bazen müziksiz bir atmosfer yakalamaya çalışırdı. “Arabesk” müzikaldi. Ancak müziğin yerli olmayanını, yeni yeni yerlileşen modern hayatta bir yere konumlandırmaya çalışıyor “Yozgat Blues”. Filmin mâdûnu anlatan bir müzik olan blues’la mâdûn Yozgat’ı terkiplemeye çalıştığı ortada. Bu da izleyiciyi yormamak adına az müzikle, bol diyalogla sağlanmış.

Bol diyaloglu filmlerin sanat olup olmadığı sorgulanabilir. Bol diyalog sanatlı bir ton, atmosfer, fikir yakalamak için bir yoldur: İşin çoğunu diyalogun gidişatı belirler. Bu filmde diyalog başta öne çıkar görünse de aslında filmin sanatlı yönü boş bakışmalar, kahramanlarda hissedilen arzular, ve ara sıra sezdiğimiz blues ruhudur. Bu bakımdan dile/mantıka yaslanan ama son tahlilde duygularıyla hareket eden çelişkili modern Türk insanını gösterir bu film.

Filmi yakın okursam, daha çok müzik beklediğimi, ancak bu kadarının da filmin tezi olan mâdûn Yozgatlı Türk insanını anlattığını düşünüyorum. Elbette düşük insanın musikisi, koyu bir tonla (karanlık, basık gazinolarla) anlatılmalıydı. Tabii film imkanlarıyla insanın düşük hallerini tasvire çalışan bir görünüm arz ediyor.

Tahlili dile dokunarak bitireyim: Dilin Yozgat şivesi değil, İstanbul Türkçesi olması da modern bir Yozgatlıyı anlattığını düşündürüyor. Bu bakımdan yapım İstanbul dışında alıştığımız şive komedilerinden öteye geçiyor, başta bahsettiğim gibi depresif ama eli yüzü düzgün bir müzikal ortaya çıkıyor. Depresyon bireyi bir noktadan bir diğerine taşıdığı gibi film de bu atmosferle insanda birtakım fikirler uyandırıyor iradeye, sanata, ahlaka, dostluğa ve doyuma dair.